Yoga

Hariom Yoga Datça İnziva’sından Notlar

Sonra hepberaber bir çardakta oturup gözlerimizi kapatıyorduk. Zihnimizin derinlerine dalıyorduk bir nevi. Nefes çalışmaları ile birlikte, bedenlerimiz ve zihinlerimizdeki değişimleri gözlemliyorduk. Bir keresinde, kalbimdeki bir noktayı büyütüp başımın üzerine imgesel olarak çıkardığımda, kalbimin sıcak bir enerji yaydığını hissetmiştim.
Beş günlük bir yoga inzivasıydı. Çok değerli bir yoga hocası, Bora Ercan. Aynı zamanda gezgin ve kitap yazarı. On öğrenci, bir öğretmen ve tarihin izlerini taşıyan muhteşem güzellikte bir mekan, Yağhane Pansiyon/Surya Yoga.
“Bir yavru kedi gibi oyun oynamayı öğreniyorduk. Hayata çok ciddi bakmamam gerektiğini bir kez daha o kedilerle beraber öğrendim.”
Eski Datça’daydık. “Böyle inzivaların bir güzelliği de, şehir hayatında birbirleri ile vakit geçirmeye az zaman bulabilen insanların, zaman yaratabilmesi” demişti hocamız. Doğru söylüyordu. Beş gün bile olsa, doğanın içindeydik, hepimiz aynı çatı altında uyuyor, yemek yiyor, yoga yapıyorduk. Boş zamanlarımızda bile hep beraber zaman geçiriyorduk. Şehirde yaşamaktan yıllar içinde vazgeçmiştim zaten. İnziva yerine yaklaşık bir saat uzaklıkta bir köyde yaşıyordum. Kendi hayatıma baktığımda, kendisi inzivanın ta kendisiydi. Ama tek başına! Kendinden farklı görünen ama senden başka başka parçalar taşıyan insanlarla bir arada yaşamak ve hep beraber yogayı deneyimlemek, insana enerji ve umut veren ayrıcalıklı bir deneyimdi.
Beş gün boyunca her sabah erkenden burun temizliği ve dil temizliği yapmıştık. Jala Neti denilen burun temizleme tekniğini, Neti Pot denilen çaydanlığa benzer bir kap ile yapıyorduk. Ben ona “Alaaddin’in Sihirli Lambası” diyordum. Çünkü gerçekten lambanın bir ucu ile bir burun deliğinden diğerine tuzlu su akıyordu, tüm burun ve sinüsler temizleniyordu. Bu işlemi yaparken baş hafif eğik ve bir yana dönük, ağızdan nefes alıp verilerek yapılıyordu. Ardından burun ve sinüslerde kalan ıslaklığın giderilmesi için Kabalabhati nefesi uyguluyorduk. Kabalabhati bir zihin arındırma nefesi olmasına rağmen, aynı zamanda nemi ve ıslaklığı kurutuyor, içsel ateşi canlandırıyordu, güne enerjik başlıyorduk.
Sonra hepberaber bir çardakta oturup gözlerimizi kapatıyorduk. Zihnimizin derinlerine dalıyorduk bir nevi. Nefes çalışmaları ile birlikte, bedenlerimiz ve zihinlerimizdeki değişimleri gözlemliyorduk. Bir keresinde, kalbimdeki bir noktayı büyütüp başımın üzerine imgesel olarak çıkardığımda, kalbimin sıcak bir enerji yaydığını hissetmiştim. Aynısını zihnimle yaptığımda ise, zihnimin soğuk bir enerji yaydığını hissettim. Ruhum içi kıpır kıpır olan bir çocuk gibi yerinde duramadı ve söyle dedi. Söyledim. “Gözlerinize baktığımda sizin ruhunuzu görüyorum. Görebiliyorum. Ruhunuz hayalete benzer birşey değil, o burada, sizin içinizde. Bunu siz de görebilirsiniz” demiştim. Bunu çok zaman önce katıldığım bir farkındalık çalışmasında Hint’li bir meditasyon hocasından öğrenmiştim. İki kişi karşılıklı, birbirinizin iki kaşının arasına odakladığınız zaman, gördüğünüz manzara ne demek istediğimi anlatacaktır sanırım. Diğer bir adı Dhristi Meditasyonu. Hani hep diyoruz ya, beden-zihin-ruh birdir. O zaman ruhumuz burada, o biziz. Onu başka yerde aramayalım!
Çardaktan sonra sabahımızın bir diğer bölümü ise bahçede “ay yürüyüşü” idi. Çocukluğumdan beri hep ayda yürümek istemişimdir. Kim istemezdi ki? Gerçek Ay’da yürüyemesem bile, bahçedeki Ay’da yürüyebilirdik. Aynı Ay’da yürüyen astronotlar gibi. Bu da bir meditasyondu. Temeli dört elemente dayanıyordu. Ayağını kaldırdığın anda topuğun ateşten bir parça ile harekete geçiyor, hava ile yukarı kalkıyor, topuk yere inerken toprağı öpüyor ve parmakların suyu dalgalandırıyordu. Muhteşem bir deneyim. Hızlandığını hissettiğin ve gözlemlediğin anda, daha yavaşlamak gerekiyordu. Çünkü hareketin içinde sessizliği ve hareketsizliği arıyorduk. Yolu herkes tamamlıyordu ama asıl önemli olan yolun sonuna ne kadar hızlı gittiğin değil nasıl gittiğindi. Yolda yol alırken tüm hücrelerini hissederek, ve hissetmeye çalışarak…
Sabah ve akşam yoga seanslarında ise saatlerce bedenlerimizi çalıştırıyorduk. Yoga duruşları ile dengemizi sağlıyor, yere daha çok kökleniyorduk. Beş günlük çalışmadan sonra güçlenmiştim. Arınmıştım. Kendime daha çok yaklaşmıştım. Bizler yoga yaparken etrafımızda yavru kediler de bizlerle birlikte yoga yapıyordu. Her birimize bir bir uğruyorlar, o anda olduğumuz yoga duruşunun içine dalıyorlardı. Belki de bu kadar basitti. Bir yavru kedi gibi kırılgan bedenlerimiz, yavru kedinin büyüyeceği gibi güçlenecekti. Bir yavru kedi gibi oyun oynamayı öğreniyorduk. Hayata çok ciddi bakmamam gerektiğini bir kez daha o kedilerle beraber öğrendim. Yoga yaparken de çok ciddi olmamam gerektiğini o yavru kedilerle deneyimledim. Oyundu herşey. Böyle daha eğlenceliydi. Eğlence varken insan daha mutlu yapıyordu yaptığını. Zihin, “oyunu bırak, yoga yapıyorsun konsantre ol!” dese bile, ne önemi vardı ki! O anda, anın içinde, olanlarla birlikte, kendini akışa bırakmak çok huzurluydu.
Beş gün değil bin beş yüz gün daha orada o insanlarla ve hocamla birlikte kalmak, her günü aynı tazelik, enerji ve dinginlikle yaşamak isterdim. Orada yaşadığım anlar, hayatımın en güzel anlarının içindeki anlardı. Anda olmak rüya mıydı yoksa gerçek miydi? Herkesle vedalaştıktan sonra, evimde, odamda bu yazıyı yazarken, orada yaşadığım anlar, anda olmalar rüya gibi geliyor şu an. Sihirli bir ekrandan izliyorum inzivamı. Rüya gibi gelse de o anları yaşarken yaşanan anlar gerçeğin ta kendisiydi. Şu anda bilgisayar karşısında oturmuş, hem o güzel filmi izliyorum, hem bu anı yaşıyorum. Ne kadar değişik değil mi anda olmak. Her an birbirinden o kadar farklı.
Namaste.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s