Yoga

Yoga eğitmeni olmadığında ne oluyor?

Yukarılara gider dünyaya geri dönerim, evrende yolculuklara çıkarım. Bazı geceler gökyüzündeki yıldızlarla konuşurum, ellerimi açar gökyüzüne, dilekler dilerim, yıldızlar da cevap verirler bir şekilde.

Merhaba,

Bundan bir önceki yazıda yoga eğitmeni olduğunda ne oluyor diye yazmıştım. Şimdi de yoga eğitmeni olmadığında ne oluyor başlıklı bir yazı yazayım dedim. Yine söylüyorum, eksikler vardır, fazlalıklar vardır, ne varsa vardır, hepsi kendi deneyimlerimin birer sonucu, yansıması, örneğidir. Kimse korkmasın, kimse ürkmesin lütfen! Kimse kendi deneyimlerimi, kendi deneyimi olarak görmesin. Lütfen. Sizin doğuracağınız çocukla benimle doğurduğum çocuk bir değil ki! İsterlerse arkadaş olabilirler 🙂

Yoga eğitmeni olmadığında ne oluyor sorusuna bakıyorum, cevaplar birazdan gelecek, kocaman bir kahve yaptım kendime, mis gibi kokuyor.

Öncelikle, yoga eğitmeni olmayanlar, zaten muhtemelen başka bir mesleğiniz var. Bu bakış açısıyla yazmak istemiyorum ben de zaten yazmak istediklerimi. Belki başka bir işiniz var, ona ek olarak, yoga eğitmenliği yapıyorsunuz. Bu da benim konum değil. “Ben yoga eğitmenliğini meslek olarak görmüyorum, o benim hobim, sevdiğim bir paylaşım.” diyenleriniz var  belki de. Ona da tamam. Daha bir sürü, bir sürü düşünce katabiliriz. Ben bunlardan bahsetmeyeceğim.

Yoga eğitmeni olduğunda, derste öğrencilerine karşı bir sorumluluğun var. İster bir ders planın olsun, ister o andaki hissettiğin enerji durumuna göre dersi belirle. Ne yaparsan yap, öğrettiklerini göster, anlat, ve öğrencilerin sakatlanmaması için gözlemle ve ihtiyacı olanı git düzelt. Bunlar en temel sorumluluklarımız.

İlla öğrencilerimize karşı derste mi sorumluyuz? Hayır, ders öncesi ders sonrası, kendi hayatını yaşarken de onlara karşı sorumlusun. Öğrenci seni, “bu kişi benim yoga eğitmenim” diyecek ve seni sokakta gördüğünde konuşacak, soru soracak. Derste değilsiniz o an, ama o an “hayat dersi” içindesiniz. Belki o anda öğrenci sen oluyorsun, öğretmenin o oluyor. Zihnin diyorki, “Şu an ders vermiyorsun, yoga eğitmeni değilsin, sen de her normal birey gibi cafede kahve içmeye geldin!”, sonra bir sonraki konuşma geliyor zihnine, “Bu insan senin yoga dersi verdiğin öğrencilerinden biri, en son derste birlikteydiniz, seni orada tanıyor biliyor, sorumluluk bilinci, ey sorumluluk bilinci, dik dur, gülümse, nefes al nefes ver!” Böyle böyle içsel konuşmalar yaşanır. Öğrenci halen sokakta veya cafede veya kumsalda karşınızda. Sesler kesilir. Sizi anladığını düşünürsünüz. Bu anlama yine zihinde konuşmaya dökülür, “Hocam, sen de doğrularınla yanlışlarınla bir insansın. Derste bana öğretmek için elinden geleni yapıyorsun, korkma, ben seni anlıyorum.” diye düşündüğünü düşünüyorsunuz o anda öğrencinin.

Ben yoga eğitmeni olmadığımda, yani derslerimin olmadığı zamanlarda ki bu zamanlar bu aralar fazlalaştı, neler yaparım? Arkadaşlarımla görüşürüm, muhabbet ederiz, güleriz, gezeriz, arkadaşlarımlayken komiklikler yapan, onları mutlu etmek, onları güldürmek için elimden geleni yapan bir arkadaşımdır. Annemle gezmelere gideriz, annemin yanında halen küçük bir çocuğumdur. Çocukluğumdan beri annemle gezeriz. Babamla evde oturur, hayat hakkında derin sohbetlere dalarız, babamlayken hem minik bir çocuk hem de insani duyguları yükselen bir filosof olurum. Tek başıma, kendimle bir başımayken, elime mikrofona benzettiğim bir şey alır, şarkılar söylerim, danslar ederim, kendimi çok büyük bir stadyumda konser veren bir dünya starı olarak hayal ederek. Bazen bu hayal dünyayı aşar, planetler arası şarkı yarışmasında birinci olmuşum, performansımı bir kez daha sergiliyorum olayına dönüşür. Jüriler göksel varlıklar olur, gülümserler, benim de tüm bedenim enerji ve ışıkla dolar. Çocukluğumdan beri böyleyim işte. Yukarılara gider dünyaya geri dönerim, evrende yolculuklara çıkarım. Bazı geceler gökyüzündeki yıldızlarla konuşurum, ellerimi açar gökyüzüne, dilekler dilerim, yıldızlar da cevap verirler bir şekilde. Bazen doğada uzun yürüyüşlere çıkarım, çam ağaçlarının kokusunu içime çekerim, yoğun çam kokusunu. Köpeğimle yürüyüşlere çıkarız. Suzi sabrımı ölçen canlılardan biridir hayatımda. 5 dk da yürüyeceğimiz yolu, nerdeyse 1 saatte yürürüz, her yere koku bırakmak ister, her bırakılan kokuyu koklamak ister, sürekli dura dura yürürüz yolda. Daha bir çok şey var böyle. Yazarım, zamanı geldiğinde onları da yazarım. İşte bu gibi durumlarda, aklıma yoga eğitmenliği gelmez. Çünkü değilimdir. Ne zaman şu gün şu saatte ders var hissiyatını hissediyorum içimde, o zaman sanki bir boyuttan başka bir boyuta çekiliyorum, ışınlanıyorum ve derse odaklanıyorum. O zaman yoga eğitmeni ruhu geri geliyor ve derste de ne olması, nasıl olması gerektiyse oluyor. Dedim ya daha çok yeni bir yoga eğitmeniyim, 6 aylık. Acaba 9 aydan sonra mı tam olarak doğacağım?

Yogayı sevdiğimden dolayı, yoga eğitmeni olmadığımda, yoga öğrencisi olurum. Evde yoga yaparım, kendi pratiğimi geliştirmeye çalışırım. Nefesime odaklanırım ve pozların içinde akarım. Benden başka kimse yoktur odada. Matımla bir oluruz. Kendimle hesaplaşmaları yaşadığım anlardır yoga uyguladığım anlar. Nasıl bir insan olduğumu, kim olduğumu anlamama yardımcı olurlar. Egomun yok olduğun anlar…

Yoga eğitmeni olduğunda tam ego da değil, egovari bir hava bürünür insana. Ama bu ego değildir. Garip bir sorumluluk bilincidir. Kendini görmedir. Belki de o çok korktuğumuz egonun kontrolü durumudur. Ego kontrol altındadır. Yoga eğitmeni olmadığında ego tamamen yok olur. Dedim ya bunlar kendi deneyimlerim 🙂

Herkes, hepimiz ayrı bir dünyayız. Doğduğumuz andan şimdiki ana kadar yaşadıklarımız, ailemiz, arkadaşlarımız, mutluluklarımız, acılarımız, deneyimlerimiz birbirinden o kadar farklı ki. Eğer siz de bir yoga eğitmeniyseniz, sizin de deneyimleriniz farklıdır. Bazen yazılarını çok beğendiğim yoga eğitmenlerinin bloglarını okurum ve onlardan da çok şey öğrenirim. Yaşadıkları deneyimler benimkilerden çok farklıdır, ama bu beni endişelendirmez aksine umutlandırır. Çünkü meslektaşım olan bu insanların anlattıkları, onların bu kocaman dünyalarının yansımalarıdır ve özeldirler.

Teknik bir insan değilimdir, tamamen duygusal, derin ve karışık. Teknik yönümü zamanla ve deneyimle, araştırarak ve öğrenerek elde edeceğimi biliyorum, yine de neysen osun işte. Yoga eğitmeni olduğunda ne oluyor, olmadığında ne oluyor, neler saçmalıyorsun sen Sebla diyenleriniz vardır kim bilir. Olduğunda öyle oluyor, olmadığından böyle oluyor işte. Size göre olan cevaplarını ben veremeyeceğim. Bana göre olan cevapları verebilirim sadece. Öyleyse böyle, böyleyse öyle!

Kahvem bitti. En iyisi şimdi deniz kenarındaki 5 km’lik yolu çam kokuları eşliğinde yürümeye gideyim.
Sonra görüşürüz.

Sevgiyle kal diyemeyeceğim, her ne yaşıyorsan onunla kal, sonra zaten seni iyi hissettiren hissi bulacaksın. Onunla da kalma, dağıt onu, paylaş ki çoğalsın.

Hadi öptüm,

Sebla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s