Yoga

Yoga Eğitmenliğimin 1.ci Yılı Kutlu Olsun

Tüm yoga yapanlara, eğitmen olmayı düşünenlere, yeni mezun olmuş olanlara ve tanıdığım tanımadığım değerli deneyimli hocalarıma iyi ki varsınız demek istiyorum.
Yoga Eğitmenliğimin 1.ci yılı Vatana Millete Hayırlı Olsun!
Geçenlerde Yoga Eğitmenliğimin birinci yılını doldurdum. Hani birşeye zaman biçmemiz gerekiyorsa diye söylüyorum. Doğumgünlerinde de öyledir ya. Bu bir yıl nasıl geçti biraz bahsedeyim. Belki sen de yeni mezun olmuş bir yoga eğitmenisin, veya senelerini bu sevdaya vermiş deneyimli bir yoga hocası, ya da eğitmen olmak istiyorsun veya sadece yoga derslerine giden bir öğrencisin, belki de yoga da neymiş bu ne anlatıyor acaba diyen birisin.
 Öncelikle şöyle başlıyayım. Yoga eğitmenliğinden 2013 Nisan ayında Tayland’ın Koh Samui Ada’sında Vikasa Yoga Okulundan mezun oldum. Dolu dolu bilgi ve pratikle geçen 1 ay. Sonrasında tabi insan çok mutlu oluyor, “ben şimdi yoga eğitmeni mi oldum?” demeden edemiyor. Bazıları eğitmenlik eğitimi aldıktan sonra ders vermeye hemen başlıyor, bazılarının öğrencilerin karşısına çıkıp ders vermesi biraz zaman alıyor, bazıları ise ders vermek için değil sadece kendisi için bu eğitimi alıyor.
Ben bu saydıklarım arasında ilk kategoriye giriyorum sanırım. Eğitimim bittikten hemen 10 gün sonrasında, Bangkok’ta Bliss Spa diye bir sağlık merkezinde hayatlarında hiç yoga yapmamış Taylandlı’lara yoga dersi vererek başladım. Akabinde yolum Dubai’den geçiyordu ve ziyaretine gittiğim yakın arkadaşımın oturduğu sitede kendisine ve onun arkadaşına da dersler verdim.
Türkiye’ye gelip, Marmaris’te dersler vermeyi dört gözle bekliyordum. Derken, Türkiye’ye döndüm ve Marmaris’e, evime geri geldim. Daha önceleri yoga derslerine katıldığım Yoga Eğitmeni Hatun Çelebi’nin yeri olan Anahatha Yoga Merkezin’de 4 ay ders verdim. Her yaştan çeşitli öğrencilerim oldu. Eğitimini aldığım Vikasa Yoga, aktif ve güçlü bir yoga stiliydi. Bu yüzden bunu herkese öğretebileceğimi sanıyordum. Fakat zaman içinde Marmaris’teki merkezde derslerimde gördüm ki, birçok insan bu aktif ve güçlü stile hazır değildi. Belki onları hazırlamak gerekiyordu. Böylelikle ben de dersleri yumuşatmaya başladım.
Genelde duyduğunuz her yoga stili, Hatha Yoga’nın türetilmiş ve modifiye edilmiş halidir. Vikasa Yoga’da, temel Hatha Yoga statik pozlarını kullanır, aynı zamanda dinamik stillerden faydalanır, özellikle karın bölgesine odaklanır, Yin ve Yang konseptini kullanarak, bazı pozlarda uzun sürelerde durur, bazı pozları akış içerisinde uygularız.
Derslerim yumuşadığı halde, yine de birşeylerin eksilikliğini hep duydum. Sonuçta 1 aylık Yoga Eğitmenlik kursu yapıp, biri bir kağıt parçası ile gerçekten iyi bir yoga eğitmeni olmuyor. Bu disipline senelerini vermiş, her gün aralıksız pratiğini uygulamış, kendi stilini yaratmış, anatomi ve fizyolojiyi yutmuş, yoga felsefesini adı gibi bilen deneyimli hocalar da var.
Anahatha Yoga Merkezi’nden 4 ay ders verdikten sonra ayrıldım. Başka birşeyler lazımdı. Kendimi ders verirken bulacağım başka sahneler gerekiyordu. Böylelikle, Marmaris’in sahilinde haftada bir ücretsiz yoga dersleri vermeye başladım. Sanırım bu da bir 4 aya yakın sürdü. Türk ve Yabancı bir çok kişi, derslere geldiler. Sabahları deniz kenarındaki bu dersler bana da ilaç olmuştu. Kendimi daha iyi hissediyordum. Fakat yine birşeyler eksikti. Kendimde, eğitmenliğimde eksik olan o şeyi arıyordum fakat bulamıyordum.
Sonbahar gelmişti ve havalar biraz soğumaya ve yağmurlar yağmaya başlayınca, sahildeki dersleri bitirmek zorunda kaldık. E ben şimdi ne yapacaktım? Derken, özel ders almak isteyen öğrenciler çıktı. 3 tane Hollandalı öğrencime evlerinde derslere devam etmeye başladım. Ayrı bir zamanda da yakın bir arkadaşıma evinde özel dersler veriyordum. Dersler onlara göre faydalı ve güzeldi. Bana göre de öyleydi fakat eksik olan şeyi galiba bulmuştum. Eksik olan şey bir tane değildi birçok şeydi.
Öncelikle, öğrencilerimden bazıları 60 yaşın üzerindeydi, hatta 70 yaşın üzerinde bile öğrencim vardı. Fakat bazılarında diz bazılarında kalça sorunları vardı. Eksikliğini hissettiğim şeylerden birini bulmuştum. Terapi anlamında yogada neler yapılması gerek bilmiyordum. Yani herkes Çocuk Pozu Balasana’da dizlerinin üzerinde duramıyor, kalçasını topuklara getiremiyordu ve öne eğilemiyordu, alnı yere değmiyordu. Bir yoga eğitmeni olarak bu gibi durumlarda ne yapılması gerektiğini eğitimde detaylıca bize öğretmemişlerdi. Çünkü hem bu bir Yoga Terapi eğitimi değildi, hem de 200 saatlik temel bir yoga eğitmenlik eğitiminin müfredatında herşeyin temelini öğreniyorsunuz. Kitaplardan veya internet sitelerinden araştırmalar yaparak öğrencilere ne gibi varyasyonlar önerebilirimi araştırıyordum fakat yine de yeterli değildi.
Bir diğer eksiliğini hissedip bulduğum şey ise, bir sürü anatomi dersi almış olmama rağmen, derslerde yeterli derecede anatomik kelimeleri kullanamıyor olduğumu farketmiştim. Temel Yoga eğitmenliğinde, bir yoga eğitmeninin bilmesi gereken Anatomiye az çok hakimdim fakat bedendeki tüm kasların isimlerini, tüm sistemleri adım gibi bileyim, anlatayım istiyordum.
Eksikliğini hissettiğim şeyler beni daha da umutsuzlaştırmaya başlamıştı. Başka eğitimler alsam bir ton para vermem gerekiyordu. İstanbul, Ankara veya İzmir’deki eğitimlerin oldukça yüksek fiyatları vardı. Hem Marmaris’te yoga dersleri verip, cep harçlığımı çıkarmalıydım, hem de başka eğitimlere verecek param yoktu.
Hayalini iple çektiğim Tayland’a üçüncü bir seyahat hayali kuruyordum. Türkiye’den, derslerden, herşeyden, galiba özellikle umutsuzluğumdan kurtulmak için Mart 2014’te Tayland’a geldim. Bu Tayland’a 3.cü seyahatimdi. Ailemin desteğiyle gerçekleşti bu seyahat sağolsunlar. Bu sefer yoga adına herhangi bir sertifikalı eğitim için değil, nerde yoga dersi bulursam girerim modunda bir seyahat oldu bu. Birçok farklı yoga stilini uygulayan birçok hocanın derslerine katıldım. Hatha Yoga, Vinyasa Yoga, Anusara Yoga, Yin Yoga. Bu dersler bana çok şey kattı. Öncelikle Vikasa Yoga stilini öğrenmiş biri de olsam, kendimi ve derslerimi nasıl geliştireceğimi arayan ve keşfetmeye çalışan biriydim. Son olarak Ashtanga Yoga ile tanıştım. Ashtanga Yoga bana kendi yoga pratiğim ile ilgili bir disiplin sağladı desem yeridir.
Tüm bunların gelecekteki derslerimdeki etkilerini, yakında ders vermeye başlayınca elbette göreceğim ve öğrencilerim elbette bazı değişiklikleri farkedecekler. Sanırım gelişim, büyüme ve dönüşüm böyle bir şey. Yoga eğitmenliği sertifikayla olan bir şey değil. Kendini tanıman, kendini keşfetmen, eksikliklerini ve sende olanları farketmen, kendini, başkalarını ve hayatı olduğu gibi kabul etmen, egonun sana neler yapabileceğini ve yaptığını görmen gibi şeylerin bir birleşimi.
Son aylarda Türkiye’de yogayı “spor” olarak tanımlamaya çalışan bir federasyon kuruldu. Yoganın spor olmadığı açık. Ben 2008’den beri yoga öğrencisi olmaya başladıktan sonra spor yapmadım. Bir senedir eğitmenlik yaptım ama spor yaptırmadım. Yoga pozları sırasında, hayatın akışındaki gibi akıştayken, terledim yada terlettim diye spor yapmış olmadık.
Eğitmenliğim birinci senesinde iyi ki YED-Yoga Eğitmenleri Derneği’ne üye olmuşum. Yoganın anlamı, “birlik” bilincini bu dernek sayesinde daha iyice anlamış oldum. Türkiye’de o kadar güzel kalpli, o kadar deneyimli yoga hocaları var ki. Derneğin, “Sen yoksan bir eksiğiz” sloganı, hayatımda da değişikliklere yol açtı. Hayatımdaki herşeyi daha bütün herşeyi daha tam olarak görmeye daha çok yakınlaştım.
Şimdi bu yazıyı Koh Phangan adasında bir dağda, bungalovumun terasında oturmuş yazıyorum. Mayıs ayında Türkiye’ye geri dönüyorum. Önce 1 hafta İstanbul, sonra Marmaris. Herşeyi oluruna bıraktım. Bildiğim bir şey var, o da sevgili hayat hocalarımdan Surya Yoga’nın kurucusu Yoga Eğitmeni Seda Kervanoğlu’nun öncülüğünde kurulan Güney Ege Yoga Yapanlar ve Sevenler Derneği (GEYYSD)’nin yönetim kurulunda seve seve var olup, yoganın ne olduğunu ne olmadığını insanlara var gücümle tanıtacağımı biliyorum. Ardından, biryerlerde derslerim başlayacaktır. Kısmetimde ne varsa o artık.
Derslerimde eksikliğini hissettiğim alanlarda kendimi geliştirmenin değil günler, aylar özellikle seneler alacağının farkındayım artık. Bir yoga dersinde eğitmen olarak yoga pozlarını tam anlamıyla öğrencilere gösterebilmek için, her gün kendi pratiğimi yapmanın faydalarını göreceğimi biliyorum. Derslere katılan öğrencilerin yaş, cinsiyet, his, duygu, rahatsızlık, bedensel problem farklılıklarına sahip olabileceklerinin farkındayım. İlk öğrendiğim şey,” bildiğini öğret, bilmediğini değil” di. Bu yolda devam edip, öğrencilerin ihtiyacı olanı fark edip, onları sakatlamadan, onlarda farkındalık yaratmayı sağlayarak ders vermeyi hayal ediyorum.
Yani bu koca bir yıl öyle dolu farkındalıklarla geçti ki. Sevginin ne olduğu, ne olmadığını, insanların ne konuşup aslında ne anlatmak istediğini, yoga eğitmeni olsan da aslında senin de içinde iyinin ve kötünün var olduğu bir insan olduğunu anlamak… Bazen sustum, bazen konuştum, bazen gürledim, bazen güldüm, bazen kahkaha attım, bazen sevdim, bazen nefret ettim, bazen sildim, bazen durdum, bazen düşündüm, bazen eğlendim, bazen ben de sarhoş oldum. Yani iyi ki eğitmen olmuşum diyorum. Tüm bunların farkındalığına belki bugün ulaşamayabilirdim, bunların yerine farklı şeyler yaşıyor olabilirdim.
Tüm yoga yapanlara, eğitmen olmayı düşünenlere, yeni mezun olmuş olanlara ve tanıdığım tanımadığım değerli deneyimli hocalarıma iyi ki varsınız demek istiyorum.
İyi ki varsınız ve bende olanlarla ve olmayanlarla, eksikliklerim ve fazlalıklarımla, kendimi kabul etmemi sağladığınız için, kendi içimdeki Küçük Çocuk Sebla’ya beni ulaştırdığınız için teşekkürler.
Bu yolda yürüyen tüm herkese en içten dileklerimle sevgiler,
Sebla Kaplan
İnsan

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s