Tayland

Annemle Asya Seyahati: Bangkok

Khao San caddesinde birçok masaj salonu var, yağ masajı, geleneksel Thai masajı ve ayak masajı yaptırabilirsiniz. Fiyatlar 200-300 baht yani 6-10 dolar arasında.

Beklenilen blog yazıları artık karşınızda, ekranlarınızda. Bangkok’u merak edenler, annesiyle gezmek nasıl oluru merak edenler, buyrun.

Tarih 1 Aralık 2016. Emirates uçağı ile Dubai aktarmalı Bangkok’a vardık. Uzun bir yolculuk yine de. İstanbul-Dubai 4 küsur saat, Dubai’de 2 saat bekleme, ardından Dubai-Bangkok 6 buçuk saat. Uçağa binmeden önce ve uçaktayken, içimde ya annemin uçak korkusu geri gelirse diye endişelendim durdum. Hiç bir şey olmadı. Kendisi gayet rahattı. Film izledi, uyudu. Ben ise ya bişey olursa paniklemeleriyle, kendi iç sesimle konuştum durdum.Burada iç ses – zihin oluyor.;)

Tarih 2 Aralık 2016. Uzun uçuştan sonra sonunda Bangkok Suvarnabhumi Havaalanına indik. Fazlasıyla turist çeken Tayland’ın başkenti Bangkok ve Suvarnabhumi Havalanında dünyanın her ülkesinden gelen turistleri görmek mümkün. Pasaport kontrole doğru yol alıyoruz. Birkaç yerde sigara içme odaları var. Bir tanesine giriyoruz ve annem saatlerdir içmediği tütününden içmeye başlıyor. Bizim Türkçe konuştuğumuzu duyan Türk bir adam da tam yanımızdaymış. Merhabalaşıyoruz. Adamın hikayesi şöyle; İlk eşinden boşanmış, Tayland’da bir bayanla evlenmiş, Bangkok’ta klima işi yapıyormuş. Bir gün Tayland’a gide gele demiş ki,”buralar çok sıcak, siz ne ile serinliyorsunuz?”, aldığı cevap ta, “fan ile” olunca, Türkiye’de klima yaptıtıp bunları Tayland’lılara satmak fikri ile bu işe girişmiş ve başarılı da olmuş. Şimdi Bangkok’lular Türk üretimi klimalarla serinliyorlar. Yani bence hepsi olmasa da bir bölümü 🙂 Neyse, bu abimiz demez mi, geçen sene Bangkok’taki patlamayı Türk pasaportlu biri yaptığı için, Tayland’a gelen Türkleri pasaport kontrolde sorguya alıyorlarmış. Onu da daha önce bir kaç defa sorguya çekmişler. Biz de tabi ki biraz heyecanlandık, ya bizi de sorguya alırlarsa diye. İstekli heyecanlardan değil, istememekli heyecanlardan 🙂 Abimizle vedalaştıktan sonra pasaport kontrole yol aldık. Daha önce bu kuyrukta çokça kez uzun kuyruklarında beklediğim için, karşımıza 2 saat kuyrukta bekleyebileceğimiz bir sıra çıkacak diye düşünüyordum. Fakat 30 dk lık bir bekleme sonucunda annem de ben de pasaport kontrolden, tereyağından kıl çekermiş gibi kolayca geçtik, ben bu kadar kolay geçmenin ardından anneme dönüp, “Tayland’a hoşgeldin” falan dedim 🙂 Şimdi bavullarımızı alma zamanıydı. Bavullarımızın çıkacağı yere doğru yöneldik, orada da bavulları çok bekleriz sanıyorum. Derken bavullarımız ilk dakikada bize el sallıyorlar bizi alın diye. Koşup bavulları kapıyorum. Ve artık Bangkok’tayız.

Havaalanında daha şehre gitmeden önce yapabileceğiniz şeylerden bahsetmek istiyorum. Öncelikle, pasaport kontrolden önce sigara içiyorsanız sigara odaları var. Tuvalet ihtiyacınızı gidermek için wc’ler mevcut. Pasaport kontrol kuyruğu gerçekten bazen sıkıcı olabiliyor çünkü Suvarnabhumi Havalaalanına çok turist geliyor, bu da çok uzun kuyruklar yaratıyor. Pasaport kontrolde heyecanlanmayın, ya beni almazlarsa diye. Alırlar. Tipinize bakıp sizi beğenmezlerse belki bir iki soru sorarlar o kadar. Pasaport kontrolden çıkınca atm ve döviz büroları var içeride. Buradan elinizdeki doları veya diğer dövizleri Tayland Baht’ına çevirebilirsiniz. Genelde şehir içindeki bürolardan daha fazla baht alırsınız aklınızda bulunsun, ama aradaki fark 10-20 tl falan. Şehir merkezine nasıl gideceğinizi bilemiyorsanız, taksi, otobüs, metro şıklarından birini deneyebilirsiniz. Taksiler Bangkok’ta taksimetre ile çalışıyor. Eğer adam taksimetreyi açmamışsa, söyleyin açsın. Genelde şehir merkezine 300 baht yani 10 dolara gidiyorlar. Metro ile şehir merkezine kadar çok daha ucuza gelebilirsiniz. Dışarı da da yerel otobüsler var, bence hiç sormadan bir otobüse atlayın, kesin zaten şehir merkezinden bir yere sizi getirir 🙂 Biz taksiyi tercih ettik, çünkü bavullar vardı, ve çok yorulmuştuk.

Otelimiz ise Phra Ram bölgesinde Hi Residences & Hotel idi. Bangkok’ta kalmak isteyenlere önerebileceğim bir otel. Kahvaltısı güzel, çeşitl çok. Çalışanları oldukça güleryüzlü, odalar gayet ferah ve temiz, otelin minik bir havuzu, fitness salonu, ve konferans ve toplantı odaları falan var. Biz kalırken orada, fazla sayıda Çin’li turist vardı. Çin’liler siz yokmuşsunuz gibi o kadar yüksek sesle ve bağıra bağıra konuşuyorlar ki, sabır seviyenizi kontrol eden insan kılığına girmiş uzaylılar diye düşünmeye başlıyorsunuz 🙂 Odamızda biraz dinlendik, eşyalarımızı yerleştirdik. Odadaki televizyonda açılan ilk kanal otelin kendi reklamını yaptığı bir kanal. Otelin resimlerini gösteriyor. Ve hep aynı şarkı çalıyor. Yani seyahatimizin bize hoşgeldin şarkısı, bir Maroon 5 şarkısı olan Sunday Morning’in soft jazz bayan vokalli bir versiyonu ve çok hoş. Öğleden sonra otelden çıkıyoruz ve Bangkok’a gelen tüm gezginlerin ortak noktası Khao San caddesi’ne gidiyoruz.

Khao San caddesi’nde bütçenize uygun birçok sayıda otel ve hostel bulabilirsiniz. Genelde gezginler ranzalı yatakhaneli ve ortak banyolu hostelleri tercih ederler. Ve buralarda gecelik kalma fiyatı kişi başı 100-150 baht’tır yani 3-5 dolar. Ben annemle gezdiğim için bu seyahatte ranzalı yatakhaneli hostel tercih etmedik, çünkü annem biraz konfor arayışındaydı, bir de annemi rahat ettirmeliydim. Aslında tek başıma da olsam ranzalı yatakhanede kalmazdım. Çünkü uyurken çıt çıksın istemeyen tiplerdenim. Fakat yine de tek kişilik odası olan bir hosteli tercih edebilirdim. Khao San caddesinde birçok masaj salonu var, yağ masajı, geleneksel Thai masajı ve ayak masajı yaptırabilirsiniz. Fiyatlar 200-300 baht yani 6-10 dolar arasında. Birçok yemek yiyebileceğiniz restoran var. Eğer alkol alıyorsanız, Khao San caddesi içki cenneti. Ucuza içki içebileceğiniz sayısız bar var etrafta. Sokaklarda ucuza satın alabileceğiniz bir çok t-shirtçü, kıyafet satan standlar var. Hani tüm Tayland’ı dolaşacaksanız, buralardan ucuza tatil kıyafetlerinizi satın alabilirsiniz. Biz seyahatimizin ileriki zamanlarında Bangkok’a yeniden uğrayıp, Khao San’da bir hostelde kaldık. Onu da sonra anlatırım. Hatta bu ilk gecemizde Khao San caddesinin kalabalıklarında yürürken, genç bir Türk çifte rastladık. Yanlarından geçerken “merhaba” dedim. Kız önce bir korktu. Sadece 5 günlüğüne gelmişler Bangkok’a ve Türkçe bir merhaba duyunca kız gerçekten korkmuş, güldük ve yolumuza devam ettik. Kimseyi korkutmak istemem ama Asya’da yürürken buna alışın, her an bir Türk size, “merhaba” diyebilir 🙂

Khao San caddesinde geçirdiğimiz ilk gecemizden sonra, otele dönmek için önce yürüyerek Hua Lamphong tren istastonuna kadar yürüdük. Ortada Çin Mahallesi’nde bir Starbucks’ta dinlendik. Khao San caddesinden Hua Lamphong tren istasyonuna yürümek biraz uzun sürüyor, yani ayaklarınıza ve enerjinize güveniyorsanız yürüyün derim. Hua Lamphong tren istasyonu Bangkok’un ana tren istasyonudur. Buradan Tayland’ın birçok noktasına trenle gidebilirsiniz. Bir tavsiyem var ki, tren biletinizi trene binmeden önceki günlerde satın alın. Çünkü yer kalmayabilir. Gerçekten. Ortada kalmayın. En rahatı klimalı yataklı trenler. Çünkü gece boyunca çok rahat, temiz çarşaf, yastık kılıfı ve pike ile uyuyabilirsiniz.

Bu Hua Lamphon tren istasyonundan aynı zamanda metro hattını kullanıp, şehrin diğer noktalarına erişebiliyorsunuz. Bangkok’taki ilk gecemiz de biz de Hua Lamphong’dan Phra Ram 9’a metro ile gidip, oradan da otelimize yürüdük. Bangkok’ta metrolar MRT diye yazılıyor.

O gece Bangkok’ta olduğumu facebook’ta gören Amerika’lı arkadaşım Marina ile ertesi gün buluşmak için sözleştik. Onun kaldığı hostele de yakın olsun diye buluşma yerini Victory Monument yani Zafer Anıtı istasyonunu seçtik. Tabi ikimiz de Victory Moument nasıl bir yer bilmiyoruz. Tipik bir Türk olarak, anıtın altında buluşuruz dedim 🙂  Nereden bilebilirdim ki anıt kocaman bir demir çitle çevrelenmiş, etrafından trafik akıyor ve anıtın yanına bile geçmen imkansız 🙂

Tarih 3 Aralık 2016. Marina ile buluşmak üzere MRT, ardından da Sky Train yani Gökyüzü treni kullanıp Victory Monument’a vardık annemle. Arkadaşımı orada bulmak imkansızdı. İnanılmaz kalabalık bir trafik anıtın etrafında dönüyor, ve her yer kalabalık, insan seli. 15 dk gecikmeyle Marina bizi buldu, mutlulukla sarıldık ve sonra bir kafede oturup, Hindistan Rishikesh’te geçirdiğimiz günleri ve Yoga Hocalık Eğitimi anılarımızı tazeledik. Marina’da aylardır geziyormuş tek başına. Kendisinden ayrıldıktan sonra, havanın da biraz kapalı ve yağmurlu olmasından dolayı,  Sky Train hattı üzerindeki semtlerde (Siam, Chit Lom, Nana, Sukhumvit gibi) Avm’lerde dolaştık. Bangkok’ta öyle minik konsept kafeler falan bulamazsınız. Starbucks var belli yerlerde kahve içebileceğiniz. Onun dışında öyle çok kafe falan yok. Bangkok’un sıcağından ve neminden olsa gerek, şehir avm’lerle dolu. Metrodan, gökyüzü treninden iniyorsun, tabi bunlar hep klimalı ve soğuk, daha dışarı çıkmadan herhangi bir avm’nin klimalı ve soğuk ortamına giriyorsun. Belki de Bangkok’luları kapitalist düzenin bir parçası yapmanın bir yöntemidir bu avm’ler kim bilir.

Bangkok, Tayland’ın hem başkenti hem de en kalabalık şehri. Şehirde inanılmaz fazla yüksek teknolojik binalar var, ama aynı zamanda eski, yıpranmış evlerin bulunduğu gecekonduya benzer semtler de fazla. Güzel, lüks bir binanın altında bile sokak satıcılarına rastlayabilirsiniz. Yollarda çöpler gırla. Birçok sokak kokuyor. Ama insan alışıyor bu kokulara ve görüntülere bir zaman sonra. Benim Tayland’a beşinci gelişim olduğu için, ben bunların hiç birine aldırış etmiyordum. Kendimi Taylandlı gibi hissetmeye bile başlamıştım. Kral’a oldukça fazla saygı ve sevgi duyulur, Buda’ya tapılır. Buda, işlerin rast gitmesini sağlar. Her evde, işyerinde, sokakta bile sunaklar vardır. Buda’ya sunulan çiçekler, içecekler, yiyecekler vardır bu sunaklarda. Bazen bu sunakların etrafı bile çöp doludur. Sokak köpekleri yer yerlerdeki yemek artıklarını falan. Tayland’da kimse kimseye karışmaz. Neredeyse herkes gülümser, herkes çok mutlu görünür. Ben bunun ana iki adet temel sebebi olduğunu düşüyorum. Birincisi; Tayland Budist bir ülkedir. Budizm Buda’nın yoludur ve barışçıl bir yoldur. Budizm’e din diyemem çünkü o bir yoldur. Budizm, ateisttir, çünkü Tanrı fikrinin temelinde korkunun yattığını savunur. Gerçi kaç tane gerçek Budist kalmış ülkede o ayrı konu, tartışılır. İkinci temel sebep ise sanırım ülkenin dünyaca ünlü bir masaj tekniğine yani geleneğine sahip olması. Geleneksel Tay Masajı ülkenin her yerinde uygulanır ve daha çocuk yaştan itibaren analarının babalarının sırtlarını, omuzlarını çiğnerler küçük Tay çocuklar ayaklarıyla. Bu masaj geleneğini uzun yıllardır aileden kalma tekniklerle sürdürenler de var, ülkenin açtığı kurslarda öğrenenler de var. Ya da bir yabancı olarak bir çok Tay masaj okulunda da eğitim alabiliyorsunuz. Tay Masajında, eller, dirsekler, ayaklar, kollar, avuçiçleri ve başparmaklar kullanılır. İnsanda 72.000 adet enerji kanalı olduğu bilinir ve bunların ana 10 tanesi üzerinden hareketle kişiye masaj teknikleri uygulanır. Bu enerji kanallarına Sen Çizgileri denir. Vücutta herhangi bir yerde bir tıkanıklık veya blokaj varsa, enerjinin rahat akması hedeflenir ki bu blokajlar çözülebilsin, kişi sağlığına kavuşabilsin. Beden, zihin, ruh üçlüsünün birbirinden ayrı olmadığını, aslında aynı şey olduklarını varsayarsak, ben psikolojik rahatsızlıkların bile düzenli Thai Masaj ile iyileşebileceğine inanıyorum. Mesela endişe, kaygı, panik atak, huzursuzluk, gerginlik vs. Tabi her zaman doktordan önce onay alıp öyle Thai masaj yaptırmalı, özellikle bizim ülkemizde ya da batıda. Tayland’da onaylı deli olsan bile Thai masaj yaptırmak için doktor onayına ihtiyacın yok. Herkes masaj yapıyor ve yaptırıyor. Acayip kafa bir ülke. Herkesin enerjileri güzel akıyor, herkes gülümsüyor, mutlu suratlar. Bu fakirlikte, bu pislikte, çok düşük yaşam şartlarında bu insanlar nasıl bu kadar mutlu olabiliyor, nasıl bu kadar mutluluk saçabiliyorlar diye düşünüyorsun. Oluyor işte. Bizde masaj desen millet yanlış anlıyor. Kafalar başka şeylere çalışıyor önce. Neyseki bu önyargının da zamanla değişebileceğini düşünüyorum. Vücuttaki kaslar rahat, enerjiler serbest e daha ne olsun. Habire gülümsersin tabi.

Yani günümüz avm’lerde geçiyor yağmurlu bir Bangkok gününde. Ve sonra otele odamıza döndük.

Tarih 4 aralık 2016. Hi Residences & Hotel’in sabah kahvaltısı çok güzel. Otelde çok fazla Çinli turist olması, açık büfe kahvaltının hızlıca bitip yenilenmesiyle devam ediyor. Sabah kahvaltımızın vazgeçilmezi kişi başı iki yumurta. Onun dışında bolca yeşillik, salata, domates. Bangkok’tan sonra nereye gideceğiz acaba diye iyice düşündükten sonra Krabi Bölgesi’ne gitmeye karar vermiştik. Bu sebeple, kahvaltıdan sonra otelden ayrılıp Hua Lamphong tren istasyonuna Krabi’ye bilet aldık. İkinci sınıf klimalı yataklı tren. Oh mis.

Bugün de, Bangkok’un iş merkezi bölgesi ve modern rezidansların yer aldığı bölge olan Sathorn’u gezdik. Ardından Silom. Sathorn’da dükkan, restoran, cafe falan yok. Burası genelde yabancı yatırımcıların diktiği uzun gökdelenlerden oluşan caddelerden oluşuyor. Binalarda yeşil, ekolojik konsept kullanılmış genelde. Ne o, gökdeleni sarmaşıklar sarmış, teraslar balkonlar yeşil, ama sonuçta gökdelen. Aşağıdan yukarıya bakıyorsun, gökyüzünü kapatmış bir bina bloku.

Bize en yakın enerjiyi biraz daha tatmak için yeniden Khao san caddesine gittik. 5 Aralık Kral’ın doğumgünü. Kral 88 yaşına basıyor. Ve tüm ülke sarı t-shirt giymiş. T-shirtlerin üzerinde “bike for dad” yazıyor. “Babamız için pedala bas” diye çeviriyorum ben bu deyişi. Ve bu t-shirtleri Tayland’da bulunduğumuz 2 ay boyunca giydiler inanmazsın. Neyse, Bangkok bu özel güne geniş caddelerini ışıklarla süsleyerek hazırlanmış. Etraf selfie çeken Taylandlılarla dolu. Her yer ışıl ışıl. Bir karnaval havası 🙂

Bu seyahatimizde ben genelde annemin fotoğraflarını çektim. Ne de olsa annemle ilk uzun seyahatimdi. Tüm bu yazıyı ona adıyorum. Khao san caddesinde güzelce zaman geçirdikten sonra akşam oluyor ve odamıza dönüyoruz.

Tarih 5 aralık 2016. Kral, iyi ki doğmuş. Sarı t-shirtler, sokakta konserler, bisiklete binenler. Bugün Bangkok’un en büyük pazarı olan Chatuchak Market’te zaman geçirmek istedik. Metro ile Kamphaeng Phet istayonunda indik. Çok çok çok büyük bir pazar. Ne arasanız var. Ve sanırım Tayland’da satılan her şey ama her şey buradan toptan temin ediliyor çok ucuz fiyatlara. Pazarda gezerken arkadaşım Marina’ya rastladık o kalabalıkta. Kader işte. Görmen gereken insanı görmen gereken zamanda görmek zorundasın. Biraz alışveriş yaptık. Havanın sıcaklığından dolayı pazarda daha fazla kalamayacağımızı düşünerek, metro ile Sukhumvit’e geldik, burada küçücük Love Coffee diye bir kahvecide oturduk ve annemle bir kelime oyunu oynadık.

Oyunumuzun kuralı; herkes Bangkok hakkında aklına gelen bir kelimeyi söyleyecek sırasıyla. Ve oyunumuzun sonucu aşağıda.

Sebla                                                                         Nurper

Metropol                                                             Plaza

Elektrik kabloları                                    Yerde yatanlar

Gökyüzü treni                                                  Tuk tuk

Tapınak                                                                  Kral

Avm’ler                                                       Sokak satıcıları

Çöpler                                                     Küçük boylu kadınlar

7/11                                                                Motorsikletler

Annemle bir ilk                                             Ses kirliliği

Buda                                                               Büyük pazar

Thai Masaj                                                    Hava kirliliği

Khao San caddesi                                         Gülen yüzler

Pazarlık etmek                                Kadın popülasyonunun çokluğu

Sıcak ve nem                                              Hep yemek yeniyor

Kaotik                                                            Yaşanacak yer değil.

Ve seyahatimiz Tayland’da tam iki ay sürdü. Bu yazının devamının gelmesini dilerdim. Ama kendimi akışa o kadar kaptırdım ki, yazamadım 🙂 Neyse, belki ileride vakit bulursam, bunun devamı gelir. Ama en azından Bangkok’ta neler yaptığımızı kısaca anlatmış oldum.

Not: Bu arada bu seyahatimiz Aralık 2016’daydı. Kral’ın doğumgünü kutlamalarına şahit olmuştuk ama Kral yine 2016’da vefat etti. Üzüldüm. Ve 2017 Tayland seyahatimde artık o olmayacak. Tayland’da şu an herkes 1 sene boyunca Kral’ın vefatı üzerine, yas tutmak için siyah giyiniyormuş. Nurlar içinde olsun…

img_7089

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s